Fareffect Bloomberg Businessweek Dergisi Haberi 26/04/2014

Alacak Yönetimi
Onun İşi Orta Yolu Bulmak

ARS Danışmanlık hukuki süreç başlamadan tahsilatı hedefliyor

“Ödeme niyeti olup da yapamayanlar bizim hedef kitlemizi oluşturuyor”

80 ülkeye makine ihraç yapan bir firma Rusya’ya gönderdiği makinenin parasının bir kısmını alamıyordu. Tüm ısrarlı aramalara rağmen firma makinenin parasının geri kalanını vermeye yanaşmadı. Zira haklı bir gerekçesi vardı. Makine eksik parça nedeniyle çalışmıyordu. Elbette hukuki sürecin başlaması hem sürecin uzaması, hem de tarafların itibar kaybıyla sonuçlanabilirdi. Her gün bu ve bunun gibi onlarca sorunla uğraşan ARS Danışmanlık ekibi tarafları hukuki aşamaya gelmeden orta yolda buluşturarak borcun tahsilatını yapmaya çalışıyor. Şirket, bu konuda Avrupa’da yüzde 78’lere varan bir başarı oranı yakalamış durumda. Üstelik bozulan ekonomi ve artan döviz kuru nedeniyle son dönemde şirketin yurtdışı alacaklarından gelen talepler hayli artmış durumda.

ARS Danışmanlığın yaptığı işi tanımlamak için aslında önce ne yapmadığına bakmak gerekiyor. Şirket alacak yönetim şirketleri gibi alacakların yasal yoldan takibini yapmıyor. Ya da varlık yönetim şirketleri gibi alacakları satın alarak tahsilatını yapmıyor. ARS Danışmanlık, borcun ödenmediği andan itibaren başlayıp ve hukuki zemine kadar giden yolda borcun tahsilatını yapmaya çalışıyor.

ARS Danışmanlık Genel Müdürü Ayşe Burcu Arslan, “İlk önce hukuki tarafta neler olabileceğine dair alacaklıyı bilgilendiriyoruz, böyle bir alternatif çözümden haberdar ediyoruz” diyor ve devam ediyor: “Yetkilendirmemizin ardından iki ila altı ay arasında süreçte borcun akıbeti belli olur. Ama dosyanın bize ne zaman intikal ettiği önemli. Dosya bize ne kadar erken intikal ederse başarı oranı da artıyor.”

Peki nasıl oluyor da alacaklı şirketin tahsil edemediği miktarı ARS Danışmanlık tahsil edebiliyor?

Her şeyden önce ARS bu konuda yalnız değil. Avusturya kökenli uluslararası kredi ve risk yönetimi kuruluşu GCS’nin temsilcisi durumunda olan şirket, 155 ülkedeki temsilcilikleri ile çalışarak süreçleri sonuçlandırıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler okuyan Ayşe Burcu Arslan, mezun olduktan sonra Hollanda’ya gitti ve burada alacak tahsilatı işini fark etti. Türkiye’ye döndüğünde GCS’nin temsilciliğini alarak önemli oyunculardan biri haline geldi.

Zaman zaman yurtdışından oluyor: Şirket bazen bir Türk firmasının yurtdışındaki alacağı için çalışıyor, bazen de yurtdışında ameliyat olmuş ya da üniversite okumuş bir Türk vatandaşının ödemeyi unuttuğu faturanın peşine düşüyor. Ama genellikle bizle çalışan ARS için, bugüne kadar müşterilerinin yüzde 70’inin yurtdışındaki alacağı olan Türk firmalarından oluştuğu ifade ediliyor. Ancak son dönemde bozulan ekonomi ve artan döviz kurlarıyla birlikte yurtdışı alacaklara verdiği hizmet oranı artmaya başladı. Arzu Burcu Arslan oranın yüzde 50 – 50’ye geldiğini vurguluyor.

“Normal şartlarda bu işlerin takibini şirketlerde dış ticaret müdürleri veya muhasebe müdürleri yapıyor. Ancak bu onların işi değil. Bunun için çok iyi yabancı dil bilmenin yanı sıra ticaret yapılan ülkenin hukuki altyapısını da bilmesi gerekiyor” diyor Ayşe Burcu Arslan. Yaptırımları iyi bilen bir danışman itibar kaybetmek istemeyen bir borçlu şirketi daha rahat ikna edebiliyor. “Tabii iletişim iki taraflı bir olgu, karşı taraf kapalıysa bir şey yapılamıyor” diyor Arslan ve devam ediyor: “Borçlu suçlu değildir ve ödeme güçlüğü çekiyorsa tam bizim çözüm üretmemiz gereken profil oluşuyor. Sorun varsa çözüyoruz. Alacaklıyı borçluyla dinleriz. İhtilaflı bir durum olabilir. İade indirimi yapılabilir. İndirim ne kadar olabileceği ya da anlaşma için ne gibi şartların kabul edilebileceği konusunda son sözü alacaklı firma söylüyor. Danışmanlık firması ise bu noktada hukuki sürecin ne kadar süreceği ya da maliyetlerinin ne olabileceği konusunda firmayı bilgilendiriyor.

Aslında ilk bakışta Türkiye’de bu hizmetten yararlanması gerekebilecek firma sayısı çok fazla olmaz gibi görünüyor. Zira bugün artık Türk ihracatçısı banka teminatı olmadan yurtdışına kolay kolay mal göndermiyor; ya da en azından olması gereken durum bu. Ancak çoğunlukla bir milyon doların altındaki ihracatta banka teminatı alınmayabiliyor.

Diğer yandan Türk ihracatçısının en önemli özelliği olan esneklik bazen başına bela olabiliyor. Zira çoğunlukla iş yapma adına ihracatçı banka garantisi gibi bir prosedürü atlayıp bir an önce satışı gerçekleştirmek istiyor.

Türkiye’den alacaklı olan sektörler genellikle tekstil, otomotiv yedek parça alanında oluyor. Yurtdışı alacaklılar ise genellikle meyve sebze, hizmet sektörü, reklam, sağlık ve eğitim sektörlerinden geliyor. Ülke bazında ise alacağın en kolay tahsil edildiği bölge kuşkusuz Avrupa. Hukuki altyapının son derece güçlü ve şeffaf olduğu Avrupa ülkelerinde kara listeye girmenin ciddi bir itibar kaybına neden olması da alacağın tahsil süresini kısaltıyor.

Bu konuda ARS Danışmanlığı en fazla zorlayan ülkeler ise Afrika, Orta Doğu ve Asya’da yer alanlar. Özellikle son birkaç yılda Türkiye ihracatının hızla arttığı Orta Doğu’da siyasi istikrarsızlık ve hukuki süreçlerin çarpıklığı alacak işini hayli güçleştiriyor.

Bu gibi durumlarda alacak tamamen borçlu firmanın insafına kalabiliyor. Firmaların bu duruma düşmemesi içinse ARS Danışmanlık, risklerin önceden görülmesini sağlayan risk yönetimi hizmeti veriyor. İstenmesi durumunda firmalara kredi skoru veren ARS, ne kadar kadar çalışmanın risksiz olduğu, vergi borçları olup olmadığı ya da eleman sayısı gibi bilgilere dayanarak müşterisini risklere karşı uyarıyor.”

— Sinan Koparan

Detaylı bilgi için: www.fareffect.com